Anasayfa / Oyun Çocuğu / Büyüme ve Gelişme / Çocuğun bağımsızlık çığlığı; inatlaşmak

Çocuğun bağımsızlık çığlığı; inatlaşmak

Çocuğun bağımsızlık çığlığı; inatlaşmak

İnatlaşan çocuklar, aslında kendi bağımsızlıklarını kanıtlar. İnatlaşmanın alışkanlık haline gelmemesi için, çocuğa sağduyu ve kararlılıkla yaklaşılmalıdır.

Acaba ailesiyle inatlaşmayan bir çocuk var mıdır? Hangi yaşta, hangi nedenle olursa olsun, çarşının ortasında tutturup, çığlıklar atmayan kaç çocuk sayılabilir? Çoğunlukla neyi isteyip, neyi istemediği de belli olmaz, sık sık fikir değiştirir. Örneğin acıkmıştır ama evdeki yemeği yememekte direnir. Hamburger ister, hamburgerciye gidersiniz, ben bundan istememiştim ötekinden al diye tutturur. Öteki menüden alırsınız, başka bir bahane bulur… Taraflardan biri yenik düşene kadar devam eder bu sürtüşme…

Sizin amacınız belli olabilir; yemek yedirmek, oyuncakçının önünden çekmek, uyutmak gibi… Onunsa tek bir amacı vardır; sizin dediğinizin tersini yapmak! Üstelik hiçbir ayrım yapmaksızın, her zaman, her konuda, herkesle çatışmaya girebilir. Çünkü kendisinin bağımsız bir birey olduğunu, kendi tercihlerini kendisinin belirlediğini ancak bu şekilde kanıtlayabilir. Yani aileleri çileden çıkartan inatlaşma, aslında çocuk gelişiminde son derece doğal bir süreçtir.

Pek çok aile, bu durumun farkında olmadığı için çocuklarıyla gereksiz çatışmaya girerek, hem kendilerini hem de çocuklarını yıpratır. Çocukların bir kısmı, ailesiyle çatışmayı alışkanlık haline getirir, daha ileri yaşlara taşır. Daha da kötüsü, aileler bu çatışmalara çözüm olarak son derece yanlış bir şekilde, şiddete başvurur.

Çok küçük yaşlarda başlayan inatlaşmayla başa çıkılabilir. Her şeyden önce bunun çocuğun gelişimi için kaçınılmaz olduğunu unutmadan, sorunlara sağduyulu ve kararlılıkla yaklaşarak, çocuğun inatçılığının ileriye taşınması önlenebilir. Aksi halde inatlaşma, anne, baba ve çocuk arasındaki iletişimsizliğin başlangıç noktası olabilir ve kısırdöngüyle son bulabilir.

İnatlaşmayla nasıl başa çıkarsınız?
1. Soğukkanlılığınızı koruyun: Derin bir nefes alın ve içinizden “O sadece bir çocuk” deyin. Öfkeli bir tavır takınmayın, yumuşak ve uzlaşmacı bir ses tonuyla konuşmaya özen gösterin. Başarısız olacağınızı aklınıza bile getirmeyin.

2. Amacınızı unutmayın: Sahada olmadığınızı ve futbol oynamadığınızı unutmayın. Her ikiniz de kazanabilir, her ikiniz de amacınıza ulaşabilirsiniz. Amacınız, ona kimin güçlü kimin güçsüz olduğunu ispatlamak değil, o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak olmalı.

3. Duygularını paylaşın: İstediği şeyi neden yapamayacağınızı basit bir şekilde açıklayın ve açıklamayı yaparken mutlaka bu durumdan dolayı ne kadar üzgün olduğunuzu belirtin. Onun istediği şeyi, sizin de istediğinizi ama koşulların buna izin vermediğini söyleyin. Duygularını paylaştığınızı bilmek, hem onu rahatlatacak hem de sizi sürekli engeller koyan bir düşman olarak görmesini engelleyecektir.

4. Tutarlı olun: Ona kararlı ve tutarlı, fakat mutlaka sevecen bir tavırla yaklaşın. Önce “hayır” dediğiniz bir şeye sonradan “evet” derseniz, çocuğunuz bunu size karşı sürekli kullanacaktır. Başka zaman ve durumlarda da siz pes edene kadar sizinle çatışmaya devam edecektir.

5. Zaman tanıyın: Gerekli açıklamaları yaptıktan, üzgün olduğunuzu söyledikten ve bu konuda kararlı olduğunuzu hissettirdikten sonra, ona biraz zaman tanıyın. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda sizinle inatlaşmaya başlarsa, hiç tepki vermeyin. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.

6. Dikkatini yönlendirin: Çocuğunuz her şeye rağmen sizinle inatlaşmaya devam ediyorsa, dikkatini başka bir noktaya çekmeye çalışın. Bu bir çizgi film, bir kuş, bir kedi, sevdiği bir yiyecek veya oyun olabilir. Çocuğunuz sakinleşene kadar ilgisini çekebilecek değişik alternatifler deneyebilirsiniz. Bu, küçük yaştaki çocuklarda daha çok geçerlidir. Ayrıca okul yaşına kadar, hatta bazen daha ileri yaşlarda bile bu yöntemin yararını görebilirsiniz.

7. Seçenek sunun: Böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir. Kendisiyle ilgili kararları verebildiğini ve onun seçimine öncelik tanındığını düşünerek, inatlaşmaktan vazgeçecektir. Siz de makul bir kaç seçenekten birini kabul ettirebildiğiniz için kendinizi rahat hissedeceksiniz. Sunduğunuz seçenekler ne kadar az olursa, çocuğunuzun karar verme süresi de o kadar kısa olur.

İlginizi çekebilir

Üzüntüsünün üstüne gidin

Üzüntüsünün üstüne gidin Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, mutlaka üzüntüsünün üstüne gidin ve onunla konuşun. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!