Anasayfa / Süt Çocuğu / Hastalıklar / Geçici emzirme krizine mi girdiniz?

Geçici emzirme krizine mi girdiniz?

Geçici emzirme krizine mi girdiniz?

Annelerin sadece yüzde 2-7’sinin sütü gerçekten yetmez. Geri kalan büyük çoğunluk, geçici emzirme krizi nedeniyle sütünün yetmediğini düşünür.

Sağlıklı bebeklerin çoğu, doğumdan sonraki ilk birkaç günde kilo kaybeder. Bir haftalık bebeğinizi ilk kontrole götürdüğünüzde, tartısının, doğum kilosundan yüzde 10 civarında azaldığını görüp, canınız sıkılır. Doktorunuzun tavsiyesine uyarak, bir sonraki randevuyu sabırsızlıkla beklersiniz. Nihayet randevu gününde yüzünüz güler, çünkü bebeğiniz büyümeye başlamıştır.

Yaklaşık 2 hafta sonraki ikinci randevunuzda, bebeğiniz doğum ağırlığına ulaşır. Bundan sonraki kilo alımlarını, biraz da cinsiyeti belirler. Kızlar, 2-6. haftalar arasında günde ortalama 34 gram alırken, erkekler günde ortalama 40 gram kilo alır. Anne sütünün yettiğinin en önemli göstergesi ise bebeğin günde en az 20 gram kilo almasıdır.

Ancak bilimsel araştırmalar ne derse desin annelerin çoğu, sütünün yetmediğini düşünür. Oysa yeterince tartı alan bu bebeklerin tek sorunu, annelerinin memesinden ayrılmak istememesidir! Anneler, bebeklerinin daha sık emmek istemesini; “sütüm yetmiyor!” şeklinde yorumlar.

Eskinin geleneksel annelerine oranla daha bilinçli ve mükemmeliyetçi günümüz annelerinin kaygı ve kuşkularından mı kaynaklanıyor bu durum? Yoksa bilimsel bir açıklaması var mı?

Tabii ki annelerin böyle düşünmelerinde daha mükemmelliyetçi olmanın büyük payı var. Fakat daha büyük pay, annelerin yarısından fazlasının geçirdiği ‘geçici emzirme krizi’yle ilgili.

Geçici emzirme krizi nedir?

Aslında sütünün yetmediğini düşünerek doktora başvuran annelerin bebekleri, gayet sağlıklı olup, iyi de tartı alır. Genellikle ilk 3 ayda ortaya çıkan ve bebeklerin annelerinin memelerini daha sık istemesi nedeniyle annelerin sütünün yetmediğini düşünmesine, geçici emzirme krizi adı verilir.

Geçici emzirme krizi, bebeklerin çok kısa bir zamanda, hızlı büyümesinden kaynaklanır. Yani geçici emzirme krizi, bebeğin hızlı büyümesinden dolayı duyduğu rahatsızlığı gösterme şeklidir. Bebek yaşadığı rahatsızlık duygusunu, sürekli annesinin memesinde kalarak aşmak ister. Annenin paniğe kapılıp, bebeğini doyuramadığını sandığı bu süre, neyse ki ortalama bir hafta sürer. Kriz süresinde annesini daha sık emen bebek, yine de tatmin olmaz, huzursuzluğunu sürdürür.

Normal koşullarda günde 8-10 kez yeterli olan emzirme sayısı, kriz döneminde 15’i geçer. Göğüslerinin boş olduğunu, dolmadığını hisseden anne, memeden sonra mamayla bebeğinin doyup doymadığını test eder. Bebek eğer mamayı yerse aç, yemezse tok kabul eder. Oysa bebekler biberon mamasını kolay kolay reddetmez!

“Sütüm çok sulu!

Bebeklerinin, kendi sütüyle birlikte mamayı da kabul ettiğini gören anneler hemen tanıyı koyar; “Sütüm çok sulu!”

Anne sütü gerçekten de ticari sütlere oranla daha sulu kıvamdadır. Fakat bu durum sütün eksikliğini değil, annenin vücudunun kendi bebeğinin sindirebileceği şekilde süt ürettiğini gösterir.

Anne sütünün yağ oranı, yüzde 3-4 oranında değişir. Bu oran, anneden anneye ve annenin gününden gününe değişiklik gösterir. Annenin beslenmesinin, sütünün yağ oranıyla hiçbir ilgisi yoktur. Bebek, alacağı süt miktarını, sütten aldığı kaloriye göre belirler. Yani sütün yağ oranı düşükse daha çok emer, yüksekse az miktarda süt yeterli olur. Bebek yeterince tartı almıyorsa sorun sütün kalitesinde değil, miktarının azlığındadır.

Süt miktarı neden azalır?

Süt salgısı, hormonların etkisi ve göğüslerin boşalmasıyla oluşur. Sütü üreten süt bezleri, tamamen boşalmaz. Bebeğin emmesinden sonra bir miktar süt, memede hep kalır. Emme sonrasında süt bezlerinde kalan sütün iyice azalması, yani göğüslerin tam olarak boşaltılması, süt üretimini hızla artırır. Göğüsler yeterince boşalmayıp, bu durum süreklilik kazanırsa süt üretimi, dolayısıyla miktarı azalır.

Sütünün azaldığını düşünen anneler, günde bir kez, bir ölçek bile olsa, bebeklerinin rahat uyuması için biberon maması verir. Biberon mamasına alışan bebek ise annesinin memesini tam olarak boşaltamaz. Yeterince boşaltılamayan göğüsler süt üretiminden vazgeçerken, bebek bir süre sonra anne sütünden tümüyle yoksun kalır.

Ne fark var?

Anne sütü alan bebekle, biberonla beslenen bebek arasında, hem beslenme şekli hem de büyüme sürecinde farklılıklar vardır. Biberonla beslenen bebek, düzenli aralarla aynı miktar mama alarak beslenir. Annesini emen bebek düzensiz aralarla, sık sık, bazen az, bazen çok emerek beslenir. Bu düzensizlik bazen birkaç hafta, bazen aylar sürebilir.

Anne sütü alan bebek, günde ortalama 600-900 ml arası süt emer. Bu miktar, bebekten bebeğe değişir. Kimi bebekler 5 dakikada göğsü boşaltırlarken, kimileri aynı miktardaki sütü 20 dakikada alır. Sadece anne sütüyle beslenen bebekler, biberon maması ile beslenenlere oranla daha az miktarda süt alır. Buna rağmen anne sütüyle beslenen bebekler ilk 2-3 ayda, biberonla beslenen bebeklere göre daha fazla büyür.

Geçici emzirme kriziyle nasıl baş edersiniz?

Tek yapmanız gereken bebeğinize ek hiçbir şey vermeden, emzirmeye devam etmek. Eğer bebeğinizin huzursuzluğu 8 gün içinde geçmezse, çocuk doktorunuza başvurun. Fakat bu 8 gün içinde siz de bazı önlemler alarak sütünüzü artırabilirsiniz.

  • Düzenli olarak bebeğinize daha sık süt vererek, birkaç gün içinde süt miktarınızı daha çok artırabilirsiniz.
  • Stres, sütünüzün tamamen boşalmasını engelleyebilir. Bu yüzden stresten olabildiğince uzak durmaya çalışın.
  • Göğüslerin aşırı şişmesi süt üretimini yavaşlatır. Bebeğinizi daha sık emzirerek, olmuyorsa süt pompası kullanarak, sütünüzü boşaltmayı ihmal etmeyin. Süt üretim hızı, boşaltılan süt miktarına bağlı olarak azalır veya artar.
  • Anne sütü miktarını belirleyen en temel etmen, bebeğin süt ihtiyacıdır. Bebeğinizin ihtiyacı ise yaşına, tartısına, sağlık durumuna göre değişir.
  • Annelerin çoğu bebeklerinin ihtiyacından daha fazla süt üretme kapasitesine sahiptir. Sadece bu kapasiteyi doğru kullanın!

İlginizi çekebilir

Ateşte sınır yükseldi!

Ateşte sınır yükseldi! Vücudun enfeksiyonlarla savaşı sırada yükselen ateş sınırı eskiden 37 ° C olarak …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!